09 Ocak 2010 Cumartesi
30 Aralık 2009 Çarşamba
18 Aralık 2009 Cuma
ulan sevgili günlük bugün neden mutluyum. biliyorum, derin sularda yüzmüyorum ondan işte.
ne diyordu niçe hazretleri; "kimler daha emniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? yalnızca sığ zihinli olanlar, yani sıradan insanlar ve çocuklar."
final: bu dahil yazılanların hiçbiri gerçek olmayabilir. birer zırvadan öteye geçmeyebilir. tümüyle kabullendiğim hiçbir düşünce yok galiba. estiği gibi herşey. ek: 'atıyorum öyleyse varım'
ne diyordu niçe hazretleri; "kimler daha emniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? yalnızca sığ zihinli olanlar, yani sıradan insanlar ve çocuklar."
final: bu dahil yazılanların hiçbiri gerçek olmayabilir. birer zırvadan öteye geçmeyebilir. tümüyle kabullendiğim hiçbir düşünce yok galiba. estiği gibi herşey. ek: 'atıyorum öyleyse varım'
17 Aralık 2009 Perşembe
gürültülü bir akşamdan sonra eve varıp, dinlenmek istemiyorum. yiyip içmek beni kendimden geçirip bir parça mutlu ediyor sanki. bir de uykudayken mutluyum. bunun dışında huzurlu ve mutlu olduğumu pek söylemeyem. maskelerime mutluluk simi serpilmiş, öyle görünüyorum. şikayetçi değilim.
ben gibi, dünya yalan söylüyor işte. ve bu ahlaksız oyunlara devam etmek günah, biliyorum. bendeki dark passenger ile yalnız kalınca gece yarısı, maskesiz duru halimle biliyorum.
ben gibi, dünya yalan söylüyor işte. ve bu ahlaksız oyunlara devam etmek günah, biliyorum. bendeki dark passenger ile yalnız kalınca gece yarısı, maskesiz duru halimle biliyorum.
16 Aralık 2009 Çarşamba
merhamet
"ben diyorum ki; her fert başucuna suçlu benim herkez suçsuz levhasını asmalıdır. ben diyorun ki; yegane kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. ama görüyorum ki anlatamıyorum. hissediyorum ama anlatamıyorum. çocuk ağlayabilsediniz anlayabilirdiniz dedi. ağladıkça anlıyorum. ağladıkça anlıyorum. artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim. hemde öylesine kaybetim ki amerikada bir cinayet işlense de dünya çapında bir ses sorsa katil kim? benim diye haykırabilirim.soğuk kış geceleri köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda gömleğimin yakasında. isterse çareme adli tıp baksın fakat bir hastaneye girsem de kankanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim diye düşünüyorum. ben ne yaptım uykuda, baygınlıkta,annemin karnında,babamın kanında, hangi cinayeti işledim, hangi mukaddesi kirlettim ki, kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum. dışımda ne arıyorlar, içime doğru suçluyum ben.birde kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer bi merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum. reis beyefendi ceketim benimdir. cep ceketime aittir. eroin de o cebin malıdır. ben suçluyum, bana acımayın reis beyefendi bana acımak merhamete haksızlık olur." (video) (reis bey'den.)
"hakiki mutluluğa acıdan uzaklaşılarak varılamamaktadır. sevinçlerin tek yaptığı isteklere yalan söylemektir. sevinçler, sadece ve sadece acının çok kısa bir süre için uzaklaştıkları anlardan ibratettir. iyilik, merhamet ve cömertliğin yaptığı şey, yalnızca bir süreliğine acıları dindirmektir. zaten bu duyguları tetikleyen şey de yabancı acıların farkına varmaktır. başkalarının çektiği, yaşadığı acıları fark eden kişi, ancak iyiliğe, merhamete ve cömertliğe başvurur. iyi diye tabir edilen bu duygular, aslında acıdan doğar. buradan da anlaşılıyor ki saf sevgi, doğada merhamet olarak vuku bulur." (schopenhauer)
******
"hakiki mutluluğa acıdan uzaklaşılarak varılamamaktadır. sevinçlerin tek yaptığı isteklere yalan söylemektir. sevinçler, sadece ve sadece acının çok kısa bir süre için uzaklaştıkları anlardan ibratettir. iyilik, merhamet ve cömertliğin yaptığı şey, yalnızca bir süreliğine acıları dindirmektir. zaten bu duyguları tetikleyen şey de yabancı acıların farkına varmaktır. başkalarının çektiği, yaşadığı acıları fark eden kişi, ancak iyiliğe, merhamete ve cömertliğe başvurur. iyi diye tabir edilen bu duygular, aslında acıdan doğar. buradan da anlaşılıyor ki saf sevgi, doğada merhamet olarak vuku bulur." (schopenhauer)
13 Aralık 2009 Pazar
13 aralık. erdal eren'in ölüm yıldönümü. kadıköy'de yağmurun altında dersim katliamını protesto eden insanların kucaklarındaki erdal eren dövizlerine bakarken sezen aksu'nun o son bakış ı anlattığı parçası geldi aklıma.
erdal eren, henüz 17'sinde suçu kesinleşmeden, 43 gün gibi hızlı bir yargılama sonrası idam kararı verilen lise öğrencisi, yurtsever devrimci gençlik derneği üyesi. yaşı küçük olduğu için yasal olarak idam edilmesi mümkün olmayan erdal eren'in yaşı mahkeme kararı ile büyütülerek 18'e tamamlanıp idam edilir.
eren'in idamına hüküm veren veren kenan evren ile aynı ülkede yaşamanın rahatsızlığnı duyuyorum vicdanımda. sessiz kalmanın onursuzca olduğunu biliyorum. ülkemde bir gün liselere, caddelere kenan evren’in ismi değil de erdal eren’in ismi verilir umuyorum.
eren'in idamına hüküm veren veren kenan evren ile aynı ülkede yaşamanın rahatsızlığnı duyuyorum vicdanımda. sessiz kalmanın onursuzca olduğunu biliyorum. ülkemde bir gün liselere, caddelere kenan evren’in ismi değil de erdal eren’in ismi verilir umuyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

